2019 Yılında Üniversiteye Sınavsız Geçiş Var Mı?

2019 Yılında Üniversiteye Sınavsız Geçiş var mı? , 2019 Sınavsız Geçiş olacak mı? yada Sınavsız geçiş Geri Geldi mi 2019 şeklinde o kadar çok mesaj geldi ki bu konuyu açma gereksinimi hissettim. Meslek lisesi mezunlarının, orta öğretimde mezun oldukları alanlarının devamı şeklindeki 2 yıllık yüksek öğretim programlarına sınavsız geçişini sağlayan sınavsız geçiş sistemi 2002 – 2016 yılları arasında uygulanan bir sistemdi. Meslek lisesi mezunları, o zamanlar ÖSS, ÖYS daha sonra YGS ya da LYS olarak adlandırılan yüksek öğretim kurumlarına geçiş sınavlarına girmelerine gerek kamadan, belirlenmiş önceliklere göre bu programlara tercihte bulunabiliyorlardı.

Meslek Liseleri arasında yer alan; Endüstri Meslek Liseleri, Kız Meslek Liseleri, Sağlık Meslek Liseleri, İmam Hatip Liseleri ve bunların anadolu programlarının tamamının yararlanabildiği sınavsız geçiş sistemi sayesinde pek çok öğrenci alanlarının devamı niteliğindeki programlara sınavsız yerleşerek mezun oldular. Aynı programlara düz lise, anadolu lisesi ya da genel lise olarak adlandırılan programlardan mezun olan öğrenciler ise kontenjan ölçüsünde yerleşebildiler. Önceliğin meslek lisesi mezunlarına verilmesi ve sınavsız geçişle yerleşebiliyor olmaları, düz lise mezunlarına çok az kontenjan kalmasına hatta çoğu programda kontenjan kalmamasına neden oldu. Bu da tartışmaları beraberinde getirdi.

Düz Liseliler Yeni Sistemden Memnun

Meslek lisesi öğrencileri, 4 yıllık eğitimleri boyunca alanları ile programlarda pek çok ders gördüklerini ve bilgi edindiklerini, buna nazaran kültür dersleri olan sayısal ya da sözel dersleri yeterince göremedikleri için düz lise ya da anadolu lisesi öğrencileri ile aynı sınava girmeleri, aynı konulardan sorumlu tutulmalarının adil olmadığını ifade ettiler. Düz (genel) lise öğrencileri ise sınavsız geçiş nedeniyle kontenjanlar dolduğundan, sınavlarda yüksek puan almış olsalar bile istedikleri programa yerleşemediklerini dile getirdiler.

YÖK açısından öğrenciler arasında yaşanılan bu tartışmalar aslında çok ta gündem oluşturmadı. Sınavsız geçiş sistemi ile ilgili ortaya çıkan asıl sorun, meslek yüksek okullarında yaşanılan akademik başarı düzeyindeki düşüş oldu. Öğretim elemanları, dekan ve rektör görüşleri doğrultusunda 2016 yılında Üniversiteye Sınavsız Geçiş kaldırıldı. Ancak aynı yıl 79 bin civarında meslek lisesi öğrencisinin ÖSYM kılavuzunda sadece sınavsız geçişten faydalanmak istiyorum maddesini işaretlediği ve YGS sınavına girmediği görüldü.Bu durumla ilgili gelen şikayet ve istekler dikkate alınarak sınavsız geçiş sistemi 2016 yılında son kez uygulandı.

Meslek Liseliler İçin Puan Hesaplaması

2017 yılında tamamen kaldırılan sistem yerine, orta öğretim başarı puanlarının 0,06’sı kadar puan verildiği meslek lisesi mezunlarına ek puan uygulaması getirildi. Buna göre; meslek lisesi öğrencileri, alanlarının devam niteliğindeki ön lisans programlarını tercih ettiklerinde Diploma Notu X 5 şeklinde hesaplanan OBP (Orta Öğretim Başarı Puanı) puanlarının 0,06 ile çarpılması ile elde edilen ek puanı almaya başladılar. Temel Yeterlilik Sınavına (TYT) giren ve 150 barajını aşan tüm öğrenciler için hesaplanan OBP X 5 X 0,12 lik ek puan haricinde, sadece meslek lisesi mezunlarına verilen bu ek puan az da olsa avantaj sağlıyor. (Ek puan hesaplaması ile ilgili ayrıntılı yazımıza şu sayfadan ulaşabilirsiniz.)

Ancak başta Anadolu Sağlık Meslek Lisesi mezunları olmak üzere, Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Anadolu Meslek Lisesi mezunları sayısal (matematik, fizik, kimya), sözel (Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya, Tarih vb) derslerin meslek lisesi programlarında kısıtlı olmasından, özellikle son sınıfta işletmede beceri eğitimi, staj uygulaması nedeniyle sınavlara eşit şartlarda hazırlanamadıklarını ve mağdur olduklarını ifade etmektedirler.

Sınavsız Geçiş uygulaması henüz kaldırılmadan önce 2013 yılında sistemin avantaj ve dezavantajları ile ilgili görüşlerimi şu yazımda anlatmaya çalışmıştım.

2016 yılında Sınavsız Geçişin kaldırılmaması için de Sınavsız Geçiş Kaldırılmasın konusunu yazarak bu konuda gündeme katkıda bulunmaya çalışmıştım. Ancak yetkililer maalesef yaşanan sorunla ilgili önlem almak yerine sistemi kaldırmayı tercih etmişlerdi.

Peki bugün geldiğimiz noktada durum nedir?

Bu konudaki şahsi fikirlerimi her türlü düzeyli eleştiriye açık şekilde paylaşmak istiyorum.

1994 Teknik Lise Bilgisayar Bölümü mezunuyum. Meslek lisesi bizim zamanımızda sınavlı idi. Meslek lisesinde iyi bir bölüm okumak için gerçek anlamda sınavlardan yüksek puan almak, belirlenen kontenjanın içinde olmak gerekiyordu. Özellikle teknik lise kısmına geçmek için belirli derslerin ortalamasının 80 ve üzerinde olması gerekiyordu. Bu da hem meslek liselerindeki öğrencilerin hem de eğitimin kalitesini artırıyordu. Meslek liselerine sınavsız geçilmeye başlanması ile kalitede düşme olsa da en azından kontenjan sayıları sayesinde belli bir diploma puanı kriteri “herkesin”  bu okullara elini kolunu sallayarak girmesini engelliyordu.

Eski ziyaretçilerimizin bildiği gibi meslek lisesinde 13 yıl bilişim teknolojileri öğretmeni olarak görev yaptıktan sonra yaklaşık 7 yıldır yine meslek lisesinde müdür yardımcısı olarak hizmetime devam ediyorum. 2012 yılından itibaren uygulanmaya başlanan 12 Yıllık Zorunlu Eğitim Sistemi’nin (4+4+4) belki de en çok ve en olumsuz etkilediği okullar meslek liseleri oldu. 8 yıllık eğitim sisteminin sıkıntıları (6 yaşındaki bir çocukla 13-14 yaşındakilerin aynı koridor aynı okul ortamında olmasının pedogojik olumsuzlukları) bu yazımızın konusu değil.

Öğrenci temel eğitimi aldıktan sonra eğer akademik olarak başarısız ise öğretmenleri, ebeveynleri  ya da kendi arzusu ile şimdiki adı ile Mesleki Eğitim Merkezleri eski adı ile Çıraklık Eğitim Merkezlerine yönlendiriliyordu. “Ağaç yaşken eğilir” düsturunca 14-15 yaşında bir zanaat bir meslek öğrenebiliyordu. Eli ekmek tutmaya başlayan genç, erken yaşta sorumluluk almak, bir şeylerin ucundan tutmak, hayata atılmak anlamında şimdiki öğrencilerden kesinlikle bir adım önde idi. (Aileleri nedeniyle liseye devam edemeyen başarılı öğrencilerin olduğunu gözardı etmiyorum. Ancak yeni sistemin olumsuzluklarının bundan daha önemli olduğunu düşünüyorum.)

2012’den sonra ne oldu?

Okumak istemeyen, okulla derslerle en ufak bir ilgisi olmayan, ergenlik çağındaki milyonlarca genci eğitim sisteminin içinde tutmaya çalışmanın zorluklarını, sistemin içinde olan bir eğitmen-idareci olarak bizzat yaşıyorum. Okula zorla gelen, gelecek kaygısı olmayan, hedefi olmayan pek çok gencin, gerçek anlamda okuma isteği olan, gelecek kaygısı taşıyan pırlanta gibi gençleri de olumsuz etkilediklerini görmek gerçekten çok üzücü. Okula “zorla 2 yıl” geldikten sonra, devamsızlık ya da akademik başarısızlık nedeniyle “mezun olamadan öğrenim hakkını tamamlayan” öğrenciler 16-17 yaşına geldikten sonra bir mesleği sıfırdan öğrenmek noktasında 13-14 yaşlarındaki kadar başarılı da olamıyorlar. Devlete, ailelerine 2 yıllık maddi, manevi külfetin sonucu bir “hiç” olarak sistemin içine giriyorlar.

Konu buralara nereden geldi diye soruyor olabilirsiniz. Sınavsız Geçiş Meslek Yüksek Okulları’nın kalitesini düşürdüğü için kaldırılmıştı ya! Biz meslek liselerini “kaliteli”, “akademik başarısı yüksek”, “ne istediğini bilen” gençlerin okuduğu okullar haline getirmeden yüksek öğretimde de kaliteden bahsedemeyiz.

Gerçek anlamda ilgi ve yetenekleri doğrultusunda eğitilmeye, öğrenmeye açık bireylerin eğitilmesi bu ülkenin en önemli ve öncelikli konusu. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda “büyüklerimiz” hala tam bir fikir bütünlüğü için de değiller. Toplumun büyük bir kesimi tarafından beğenilen ve adil olduğu düşünülen TEOG sisteminden bir anda vazgeçip uygulanmaya çalışılan sistemin de ne kadar amacına ulaştığı tartışma konusu.

SONUÇ:  
Sınavsız geçiş tekrar getirilmeli. Ama önce meslek liselerindeki öğrenci ve eğitimin kalitesi artırılmalı.

(Yazı güncellenecek)

Alperen TÜRKOĞLU

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*